ÇOCUKLARINIZIN HER İSTEDİĞİNİ YAPMAYIN!​

ÇOCUKLARINIZIN HER İSTEDİĞİNİ YAPMAYIN!​

       “Bu yazıyı yakın zamanda karşılaştığım bir olay üzerine kaleme aldım. İstanbul'da bir Pazar günü üç şeritli bir yolda ilerlerken akıcı olmasını beklediğimiz trafik sıkıştı. İlerde fark ettiğimize göre bir düğün konvoyu iki şeridi birden kapatmış ve kamera çekimi yapılması dolayısıyla oldukça yavaş hareket ediyordu. Bu durum trafiğin daha da yavaşlamasına sebep olmasına rağmen bunu kendine hak görebiliyordu. Bakıldığında burada her istediğini yapabileceğini düşünen, diğer sürücülere empati kuramayan küçük bir çocuk vardı aslında.”

         Çoğumuz büyüklerimizden duymuşuzdur,  eskiden çocukların anne ve babalarından istedikleri her şey alınmazmış. Bu biraz yokluktan biraz da çocukların şimdiki kadar söz sahibi olmamalarından kaynaklıydı. Günümüzde ise bazı ebeveynler onların her istediklerini almanın ve yapmanın tatminini yaşayabiliyorlar (bunun bir sebebi, çalışan anne ve babaların çocuklarına vakit ayıramaması ile oluşan açığı her istediklerini yaparak kapatmak istemeleri olabilir). Hatta bunun sevgiden kaynaklı olduğu yanılgısına düşebiliyorlar.  "Ben yaşamadım o yaşasın" şeklinde düşünebiliyorlar. Bu iki uç arasındaki salınımın dengeye ulaşması çocukların psikolojik gelişimlerinde oldukça önemli. Basit bir alma-almama meselesi değildir, bu. İstikrarlı yapılan davranışlar sonuçta kişiliğimizi belirler. Bugün sokakta “istedi diye” üçüncü dondurmasını yiyen, gece annesine makarna yaptıran çocuklar yarının aşırı doyurulmuş narsistleri olmaya adaylar ne yazık ki. Burada kast edilen, çocuklukta her istediği yapılan ve her istediğinin yapılacağı beklentisinde olan bireyin dünyayı algılama tarzının da bu üzere olmasıdır. Hayatına girecek diğer insanlardan da haklı bir bekleyişe girmesi, empati kuramamasıdır. Bu bir füzyon örneğidir ve sağlıklı değildir. Olması gereken çocuğun yerinde ve yeterince kırılmalara uğramasıdır, istediklerinin alınamayacağının/yapılamayacağının yaralamadan ama gerçekliğe uygun şekilde söylenmesidir. Mesela her dışarı çıktığında bir oyuncak satın alınamayacağını, her zaman ona ayırılacak bütçe olamayacağını, zaten evde olan oyuncakları hatırlatılarak sevgi ve güven çerçevesinde anlatabiliriz çocuklarımıza. Uygun şekilde anlatıldığında çocuk belki biraz üzülse de bu optimal (yerinde ve yeterince) bir kırılma oluşturacak ve bu sayede çocuğun gerçekliğe dokunması sağlanacaktır. Çocuk yarın kozasından çıkıp hayata kanatlandığında, kendinin ve diğerlerinin neyi yapabilir/yapamaz olduğunu idrak edecek dayanıklı bir ego kapasitesi geliştirecek, sınır tayini yapabilecektir. Bu da basit bir mesele değildir. İstikrarlı yapılan davranışlar sonuçta kişiliğimizi belirler.

             Peki çocuk yetiştirirken bu yanılgıya düşmemek için ebeveynler nelere dikkat edebilir?

  • Hayattaki tek odak noktanız çocuğunuz olmasın.
  • Çocuğunuza yönelik davranışlarınızda eşinizle tutarlı olun.
  • Teorik ve pratiğiniz örtüşsün (sözleriniz ve davranışlarınızda paralellik olsun).
  • Çocuğunuza evde ve toplumda uyması gereken temel kuralları öğretin.
  • Ağlamasını durdurmak için her istediğini yapmayın(bu sadece kısa süreli çözüm sağlar).
  • Sürekli en iyi ve en haklının çocuğunuz olduğunu söylemekten kaçının.
  • Çocuğunuzun işlerini onun yerine yapmayın.
  • Çocuğunuza sorumluluklar verin, iş yapma becerisi kazandırın.
  • Karşı tarafı da dikkate alabilmesi için empati kurmayı öğretin ve bunu içselleştirebilmeleri için, siz de insanlara empati kurun ve çocuğunuzun modelleyerek de öğrendiğini unutmayın.

KAYNAK: www.makbuleuzuncinar.com

 

478 kez görüntülendi. / 3 yıl önce eklendi.

  • Scroll